“Memleket isterim; gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun. Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun…”
Cahit Sıtkı Tarancı’nın yıllar önce kaleme aldığı bu dizeler, bugün bizim Bursa için kurduğumuz hayallerin de özeti gibi.
Yeşiliyle, tarihiyle, sanayisiyle, ticaretiyle, kültürüyle Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri olan Bursa…
Peki biz bu kadim şehri gerçekten yaşayabiliyor muyuz?
Ne yazık ki hayır!
Doğayı kirletiyoruz.
Denizi, dereleri kirletiyoruz.
Yetmiyor, birbirimizi kirletiyoruz.
Daha da kötüsü, zaman zaman siyasetimizi de kirletiyoruz.
Oysa Bursa hepimizin.
Ve Bursa’nın geleceğini ilgilendiren her tartışmada biraz daha dikkatli, biraz daha seviyeli olmak zorundayız.
Şimdi önümüzde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri var.Öncesinde meslek komitesi seçimleri yapılacak.
Mevcut Başkan İbrahim Burkay’ın karşısına Özer Matlı aday olarak çıktı. Seçim ofisini açtı.
Buraya kadar her şey normal.
Demokrasilerde olması gereken de budur.
Aday çıkarsınız. Varsa projelerinizi anlatırsınız. Rakibinizden neden daha iyi olduğunuzu somut bir kaç proje ile ortaya koyarsınız. Kendinizi anlatırsınız. Sonra sandık gelir ve BTSO üyeleri kararını verir.
Fakat son günlerde seçim atmosferinde başka bir tartışma daha büyümeye başladı. Bu tartışmanın sosyal medya ayağında Necati Şahin'den sonra inşaat sektöründen Eyüp Yetim ismi yaptığı paylaşımlarla kendini göstermeye başladı..
Ben Eyüp Yetim’i şahsen tanımam. Kendisinin kim olduğunu, geçmişini, hangi düşünceye sahip olduğunu da bilmiyorum. Sosyal medya paylaşımlarından gördüğüm kadarıyla inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor.
Ancak son dönemde yaptığı paylaşımlarda BTSO yönetimini hedef alan ifadeler kullanması kendi sektöründe dikkatlerden kaçmadı.
Örneğin, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın “adil ve nitelikli yönetilmesini istediği” için Matlı’yı desteklediğini ifade ediyor.
Peki güzel…
Demokrasi budur.
Herkes istediği adayı destekleyebilir.
Bunda hiçbir sorun yok.
Ama mesele aday desteklemek değil.
Mesele, bunu yaparken ortaya attığınız iddiaların altını doldurabilmek. Eyüp Yetim’in özellikle KOBİ OSB üzerinden yaptığı eleştiriler dikkat çekici.
“14 yıldır neredeydiniz, KOBİ’lerin ne olduğunu bilmiyor muydunuz da seçim arifesinde KOBİ OSB lansmanı yapıyorsunuz?” anlamına gelen bir yaklaşım ortaya koymuş.
Şimdi burada duralım.
Gerçekten soralım:
KOBİ OSB yanlış bir proje mi?
Değilse neden karşı çıkılıyor?
Projenin eksikleri varsa nedir?
BTSO yönetiminin yaptığı yanlışlar varsa nelerdir?
Bunları konuşalım.
Ama “Seçime yakın yapıldı” diyerek bir projeyi baştan mahkûm etmek de hiç doğru değil. Hiç insaflı değil..
Çünkü KOBİ’nin sorunları seçim takvimine bakmaz. Sanayicinin derdi seçim günü gelip geçince ortadan kalkmaz. İstihdam sorunu sandık tarihine göre şekillenmez.
Dolayısıyla projeyi tartışacaksak, zamanlamasını değil içeriğini tartışalım. Eyüp Yetim’e bir başka soru da buradan gelsin:
Madem BTSO yönetiminden bu kadar rahatsızdınız…
Madem 13-14 yıldır yapılan yatırımlardan rahatsızlık duyuyorsunuz… Neden bugüne kadar bu kadar yüksek sesle konuşmadınız?
Seçim yaklaşınca eleştirilerin sesinin yükselmesi elbette siyasi açıdan anlaşılabilir.
Ama kamuoyu da doğal olarak sorar: “Peki daha önce neredeydiniz?”
Bu soru sadece Eyüp Yetim’e değil, bugün BTSO yönetimini eleştiren herkese sorulabilir.
Aynı şekilde Özer Matlı’ya da sorularımız var.
13 yıldır Bursa Ticaret Borsası Başkanlığı yapan bir isim olarak Bursa’ya hangi kalıcı eserleri kazandırdınız?
Hangi büyük projeyi gerçekleştirdiniz?
İstihdam konusunda ne yaptınız?
Bursa ekonomisine katkınız ne oldu?
Bunlar gayet meşru sorular.
Ben bunları sordum.
Beklentim de çok basitti:
Cevap verilsin...
Fakat doğrudan cevap yerine çevreden gelen tepkiler yükselmeye başladı.
İşte burada mesele biraz değişiyor.
Çünkü bir gazeteci soru sorunca, sorunun cevabını vermek yerine gazetecinin niyetini tartışmaya başlarsanız, kamuoyunun kafasında daha fazla soru işareti oluşur.
Aynı şey Eyüp Yetim için de geçerli.
Eleştiri yapabilirsiniz.
İstediğiniz adayı destekleyebilirsiniz.
Hatta benim gibi “Bu seçim sonucu belli bir seçimdir” diyen bir gazeteciye de itiraz edebilirsiniz.
Ama en güzeli nedir biliyor musunuz?
Sandıkta cevap vermektir.
Çünkü sandık günü geldiğinde sosyal medya susar.
Paylaşımlar susar.
Atışmalar susar.
Konuşan tek şey oy pusulasıdır.
Bir de Necati Şahin meselesi var.
Necati Abi sosyal medyada Matlı cephesinin en görünür isimlerinden biri haline geldi. Neredeyse tek başına bir mücadele veriyor. Kendisine de buradan bir çift sözümüz olsun:
Necati Abi, doğru söz kulağa ağır gelir.
Çünkü hakikati kabul etmeye gönlümüz yoksa, eğriyi doğru; doğruyu eğri görmeye başlarız.
Bugün öyle bir zamandayız ki…
Eğri oturan dik duranı eleştiriyor. Haklı susuyor, haksız konuşuyor. Sonra da herkes kendisini haklı sanıyor.
Oysa seçimlerin bir güzelliği vardır:
Herkes konuşur ama sonunda sandık karar verir.
Bu nedenle Eyüp Yetim de, Necati Şahin de, Özer Matlı da, İbrahim Burkay'a muhalefet edebilir… Ama birbirlerine itibar suikastı yaparak değil... Belden aşağı vurmadan.
İma, itham ve sosyal medya üzerinden salvo yaparak değil.
Çünkü BTSO da sıradan bir kurum değil.
Bursa’nın iş dünyasına yön veren en önemli çatı kuruluşlarından biri. Burada yapılacak seçim sadece başkan seçimi değildir. Bursa ekonomisinin geleceği açısından da önemlidir.
O nedenle herkes biraz daha dikkatli olmalı. Kimse isimlerin arkasına saklanarak belden aşağı atış yapmamalı.
Kimse de kendisine yöneltilen her eleştiriyi “çamur siyaseti” diye yaftalamamalı.
Varsa yanlış, cevap verilir.
Varsa başarı, anlatılır.
Varsa proje, ortaya konur.
Varsa eksik, kabul edilir.
İnsanı büyüten de budur.
Herkes yanlış yapabilir. Ama herkes yaptığı yanlışla zamanı geldiğinde yüzleşme cesaretini gösterebilmelidir.
Şimdi Bursa’nın ihtiyacı kavga değil. Bursa’nın ihtiyacı kaliteli rekabet. Projelerin yarıştığı, fikirlerin tartışıldığı, insanların birbirine saygı duyduğu bir seçim atmosferi.
Çünkü Bursa’nın zaten yeterince derdi var. Bir de biz birbirimizi yormayalım.
Cahit Sıtkı’nın dediği gibi gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Ve mümkünse…
Bursa’nın siyaseti de temiz kalsın.
Son sözüm yine İnşaatçı Eyüp Yetim’e, Necati Abi’ye ve bu yarışta taraf olan inşaatçılara:
Hayal kurmak güzeldir. Ama bazı hayaller kaçak inşaat gibidir. Bir gün yıkılacağını bile bile içinde yaşamaya devam edersiniz.
O yüzden hayal kurun.
Adayınızı destekleyin.
Rakibinizi eleştirin.
Ama sandığın yerine hayali koymayın.
Çünkü sandık geldiğinde herkes gerçeği görecek.
Ve o gün kimsenin sosyal medya paylaşımı değil, BTSO üyelerinin iradesi konuşacak. Yani iş insanları konuşacak..
Bursa kazanırsa hepimiz kazanırız.
Ama bu süreçte Bursa’yı birbirimize karşı kaybedersek…
İşte asıl kayıp o olur.