Siyasette önemli noktalardan biri de şudur; Seçildiğiniz gün, artık sadece sizi seçenlerin değil, herkesin belediye başkanı olursunuz.
Hangi partiden seçildiniz, hangi siyasi görüşe sahipsiniz, hangi siyasi gelenekten geliyorsunuz… Bunların elbette bir karşılığı vardır. Ama asıl sınav, seçim bittikten sonra başlar.
Çünkü sandıkta oylar sayılır, mazbata alınır, makam koltuğuna oturulur ve vatandaşın gözü artık şuna çevrilir: “Eee başkan, şimdi ne yapacaksın?”
İşte siyasetin hizmetle buluştuğu yer tam da burasıdır.
Önceki gün, yakın arkadaşlarımdan İsmail Taştan’ın davetiyle Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ile bir araya geldik...
Gerçi kendisini Büyükşehir Belediye Meclisi toplantılarından ve meclisteki diğer siyasi parti temsilcileriyle kurduğu ilişkilerden dolayı tanıyorduk. Ancak bu kez biraz daha uzun sohbet etme imkânımız oldu.
Doğrusunu söylemek gerekirse, geçmişte Başkan Deviren'le ilgili farklı düşündüğümüz konular da oldu.
İnsan işte…
Birini uzaktan tanıyınca kafasında ister istemez bazı kanaatler oluşuyor.
Ama büyüklerimizin güzel bir sözü vardır:
“Yanıldığın kısmı boş ver, herkes yanılabilir. Sen öğrendiğin kısma bak ki bir daha kimse seni yanıltmasın....” İşte o sohbetten sonra bu sözün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha düşündüm.
Çünkü Şükrü Deviren’i dinlerken gördüğüm tablo şu:
Çabalıyor.
Hem de “Ben ne olacağım?” diye değil, “Gemlik için ne yapabiliriz?” diye çabalıyor. Aradaki fark küçük gibi görünür ama aslında siyasette çok büyüktür.
Gemlik'te sosyal faaliyetlerden sosyal desteklere, altyapı çalışmalarından farklı belediye yatırımlarına kadar pek çok konuda çalışmalar yürütülüyor.
Ama benim özellikle dikkatimi çeken yatırımlardan biri Büyük Kumla’da yaklaşık 15 dönümlük alanda yapılan GES projesi oldu.Bu yatırım belediyeye aylık yaklaşık 1 milyon lira gelir sağlıyor.
Başka bir ifadeyle belediyenin tükettiği elektriğin önemli bir bölümünü kendi ürettiği enerjiyle karşılayan bir yapı ortaya çıkmış.
Şimdi burada ister istemez insanın aklına şu geliyor; “Güneşi görüp sadece piknik yapmamak da güzelmiş!”
Ama işin şakası bir yana, belediyelerin kendi kaynaklarını üretmesi ve giderlerini azaltacak yatırımlara yönelmesi çok önemli.
Gemlik’in bir başka gerçeği ise deprem.
Bu konuda uzmanlar ilçeye getirilmiş, çalışmalar yapılmış, vatandaşlar bilgilendirilmiş.Kentsel dönüşüm konusunda ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile görüşmeler sürdürülüyor.
Çünkü Gemlik’te kentsel dönüşüm artık tercih değil, zorunluluk.
Bir başka tarafta Gemlik Kafe’nin Kumla şubesi açılmış.Sahipsiz hayvanlar için barınak yapılmış,Halı sahalar yenilenmiş.
Yani belediyecilik sadece asfalt dökmekten, kaldırım yapmaktan ibaret görülmüyor.
Fakat benim bütün bunlardan daha fazla dikkatimi çeken başka bir konu oldu.
Şükrü Deviren’in siyasi diyalog anlayışı.
Kendisi Yeni Parti de olmasına rağmen sohbet sırasında zaman zaman AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan’a, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Şahin Biba’ya teşekkür ediyor.
Neden?
Çünkü Gemlik’in ihtiyacı olduğunda siyasi kimlikleri bir kenara bırakıp destek istiyor.
Hatta açık açık söylüyor;“Ben önemli hizmetlerin Gemlik’e ulaşması için ortak akılla hareket ediyorum.”
Mecliste bulunan siyasi partilerin ilçe başkanlarını bazı sorunların çözümü için bir araya getirdiğini anlatıyor.
Karsak Deresi meselesini özellikle önemsiyor.
Çünkü o derenin temizlenmesi sadece belediyenin değil, bütün Gemlik’in meselesi.
Şükrü Deviren’in anlattığına göre bu konuda yapılan girişimlerin ardından AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve Büyükşehir Belediye Başkanvekili Şahin Biba'da konuya sahip çıkmış.
Şimdi buradan Sayın Davut Gürkan’a da küçük bir ricada bulunmak istiyorum.
Sayın Gürkan, Ankara’nın yolu Gemlik’ten geçmez belki ama Gemlik’in bazı meselelerinin çözümü Ankara’dan geçiyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile bir araya gelerek Gemlik’te bazı bölgelerin imar ve yapılaşma sorunlarının çözümü için destek istenmesi, ilçenin önünü açabilir...
Bu konuda Sayın Valimizle de görüşmeler yapıldığını ve olumlu karşılandığını biliyoruz.İnşallah bu görüşmeler kısa zamanda somut bir sonuca dönüşür.
Çünkü siyaset dediğimiz şey biraz da budur.
İnsan, kendi partisinin değil, yaşadığı şehrin önünü açmak için siyaset yapmalı.Başkan Şükrü Deviren’in bana göre en önemli tarafı da burada ortaya çıkıyor.
CHP’den seçilmiş bir belediye başkanı…
Sonrasında siyasi yolculuğuna başka bir partide devam ediyor.
Ama bugün Gemlik’te yaptığı işlere baktığınızda, “Ben sadece kendi partimin belediye başkanıyım” anlayışına kendisini hapsetmediğini anlıyoruz. Sobetimizden çıkardığım sonuç “Ben Gemlik’in belediye başkanıyım” demeye çalışıyor.
Bence asıl mesele de burada.
Çünkü vatandaş belediye başkanından siyasi nutuk değil, hizmet bekliyor.
Yol bozuksa asfalt istiyor. Derenin suyu kirliyse temizlenmesini istiyor. Deprem riski varsa güvenli ev istiyor. Çocuğunun oynayacağı alan, gencinin spor yapacağı saha, yaşlısının oturacağı bir park istiyor.
Vatandaşın parti rozetiyle pek işi yok.
Onun derdi belli; “Başkan, bu şehir için ne yapıyorsun?”
İşte bu yüzden vicdan önemli.
Çünkü akıl çoğu zaman çıkarını korur.
Vicdan ise insanlığını.
Önyargılarımız olabilir.
Bir siyasetçi hakkında geçmişte farklı düşünmüş de olabiliriz. Ama insanı tanıdıkça fikrimiz değişebiliyorsa, bunda utanılacak hiçbir şey yok.Asıl mesele, doğruyu gördüğümüzde onu söyleyebilmektir.
Ben de Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren ile yaptığımız sohbetin ardından şunu gördüm; Gemlik’te siyasetle hizmetin örtüştüğü bir anlayış ortaya çıkmış.
Bunun adı da ortak akıl.
İktidar partisiyle diyalog kurmak, muhalefet partileriyle aynı masaya oturmak, ihtiyaç olduğunda destek istemek ve gelen desteği Gemlik’in hizmetine dönüştürmek…
Bunda yanlış olan ne var?
Tam tersine, olması gereken bu. Siyaset kavga etmek için değil, iş yapmak için yapılmalı.
Partiler seçim zamanı yarışır.
Seçim bittiğinde ise şehir kazanmalı.
Gemlik’in ihtiyacı da tam olarak bu.
O nedenle bu sohbetin ardından Başkan Şükrü Deviren’e bir cümleyle sesleniyorum:
Kolay gelsin Başkan…
Yol uzun.
İş çok.
Gemlik’in de sizden beklentisi büyük.
Siz ortak akılla yürümeye devam edin.
Biz de yapılan doğru işleri alkışlamaya devam edelim.
Çünkü mesele “Kim yaptı?” değil…
“Gemlik için ne yapıldı?”
İşte asıl mesele budur.