Mustafa Yanık
Ülke olarak yeni bir seçime doğru hızla gidiyoruz.
Seçimler yaklaştıkça Milletvekili aday adayları kendilerini göstermeye başladı.
Her yerde hareket var. Partililerin vatandaş buluşmaları arttı.
Eski bir deyimle ‘siyaset kazanı’ ısınıyor.
Son ana kadar bir değişiklik olmazsa 14 Mayısta sandık başında olacağız.
Yeni parlamentonun oluşumuna ve cumhurbaşkanının seçimine katkı sunacağız.
Milletvekilliği aday adaylığı için de isimler yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bu isimler üzerinde yorumlar yürütülüyor.
Bu minvalde memleketim Çorum’a kadar uzanıyorum…
Siyasete soyunanlar içinde bir isim var ki o’na özel bir yer ayırmak şart oldu. Bu da yarım asrı aşan dostluğumuzun dışında bir hemşerisi olarak vefa gereği.
Mesleğinde 50 yılı çoktan geride bırakmış, kendini adeta Çorum’a adamış. Öyle bir sevda ki daha iyi koşullara kavuşturacak imkanlara rağmen Çorum’dan kopamamış.
Mehmet Yolyapar’dan söz ediyoruz. Çorum’un duayen gazetecisi.

Çorum Haber’in kurucusu ve genel müdürü. Geçmiş dönemlerde Hürriyet gazetesi ve TRT’nin Çorum temsilcisi.
Seçimlere gidilirken CHP’den milletvekili aday adaylığı için ‘niyet’ beyanında bulundu. Karşılaştığı ilgi tek kelimeyle ‘inanılmaz’ oldu.
Telefonu susmuyor, Çorum’dan, dışarıdan hatta yurt dışından arayıp destek verenler. Her birinden yüreklendiren mesajlar…
Tüm bunları hak eden bir geçmişi var.
Yaşamında hiçbir defosu olmamış, dürüst, namuslu, omurgalı bir şahsiyet…
Çocukluk yıllarından başlayarak Atatürk ilkelerini içselleştirip, ilk gençlik yıllarında da sosyal demokrat kimliğini oluşturmuş.
Merhum Bülent Ecevit’in Genel Başkanlığında, 1972 yılında CHP’ye girmiş, 1973 ve 1977 seçimlerinde aktif görev almış. Yani 50 yıldır partinin üyesi.
Gazeteci olarak 52 yıldır Çorum için çırpınıp duruyor. Çorum’a pek çok yatırım ve hizmetin gelmesine, etkin biçimde kamuoyu oluşturmada vesile olmuş.
Vefa sadece bir yer adı değil. Ahlâkî bir terim olarak; görülen iyilikleri unutmama, iyilikte bulunanlara misliyle veya daha fazlasıyla karşılık verme demektir. Vefalı davrananlara da vefakâr.
Ve de Çorumlu kadirşinastır, vefalıdır…
Velhasıl şimdi vefalı davranma vaktidir.
SANAYİLEŞMEDE ‘BÜYÜK ÇORUM’ VİZYONU
Yolyapar, gazetesinde kamuoyuna bir taahhütname niteliğinde yer verdiği açıklamasında şu ifadeleri kullanıyor:
“Kendi içimde ciddi bir muhasebe yaparak, bütün bu birikim ve deneyimlerimi, insan sevgimi, Çorum sevgimi, entelektüel ilişkilerimi, partimin ve hemşerilerimin takdirlerine sunmaya, milletvekilliği için CHP’den aday adayı olmaya karar verdim. Zira, Çorum’un bir evlâdı olarak, bunu, omuzlarıma yüklenmiş bir sorumluluk olarak görüyorum.
Seçim takvimi belli olduğunda, en halisane duygularla, halkımız için, kadınlarımız, gençlerimiz, çocuklarımız için, doğa için, çevre için, aydınlık yarınlarımız için en güzel, en doğru işleri yapmak üzere aday adayı olacağım.
Çorum’un sanayileşme çabalarına yıllar yılı elimden gelen katkıyı vermeye çalıştığım gibi, (Büyük Çorum) vizyonunun bayraktarlığını yapmanın da iç huzuru ile doluyum. Daha önce de yazmıştım, amacım; Çorum’da OSB sayısının 10’a çıkarılmasına, 100 yeni fabrikanın kurulmasına katkı sağlamak, 20 yıldır yapılamayanları yapmak.
Kent nüfusu 500 bin, üniversite öğrenci sayısı 50 bin, turist sayısı 500 bin olan “Büyük Çorum”u hedefliyorum.
Özetle, bugüne kadar ne isem, yine o olmaya devam edeceğim.”
KEHANET GİBİ!
Malum; bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilmektir kehanet.
1970’li yıllar…
Yer; Yozgat’ın Yerköy ilçesi. İlçenin iki genç yerel muhabiri Saygı Öztürk ve Mustafa Yanık. Bir misafirleri var. İstanbul’da hukuk tahsili gören Refik Arslan Öztürk. Saygı’nın ağabeyi. Geleceğin efsane valisi.
Postacının getirdiği ve Mehmet Yolyapar’ın bana devamlı yolladığı Çorum gazetesi. Refik abi gazeteyi eline alıyor, inceliyor ve Yolyapar’ın köşe yazısını okuyor.
Akabinde şu cümleler dökülüyor :
“ Mustafacım, Mehmet Bey’in yazısı mükemmel ve etkileyici. Bu arkadaşı gelecekte bir siyaset ya da devlet adamı olarak görebiliriz.”
Ne dersiniz, aradan 50 yılı aşkın süre geçmiş. Bu kehanet gibi durum önümüzdeki seçimlerde yaşanabilir mi?
Neden olmasın!
Merhum efsane valim Refik abi keşke ömrün yetseydi de o günleri görebilseydin.
Ruhun şad olsun.