Mustafa Yanık
Hiddet; kontrol edilmediğinde şiddete dönüşecektir. Şiddet; öfkenin kontrol edilmemiş halidir.
Çok geniş bir çalışan grubunun bulunduğu sağlık kurumları şiddetin en çok görüldüğü alanlardan biri.
Hasta, hasta yakınları ya da diğer başka bir bireyden gelen bu şiddet sözel ya da davranışsal tehdit, fiziksel saldırı veya cinsel saldırı biçiminde yapılmakta.
‘Her bir sağlık çalışanı da potansiyel birer şiddet adayıdır’ dersek, abartmış olmayız.
Şiddet eylemleri maalesef toplumda yaygınlaşma eğilimi göstermekte. Sağlık kurumlarını ve çalışanlarını ciddi biçimde etkilemekte.
Sonuçta çalışanların tükenmişliğine ve verimsizliğine neden olabilecek durumu yaratmakta.
Oysa sağlık çalışanları, hastalık, yaşlanma ya da diğer nedenlerle kendi kendine bakma gücünü yitiren, genellikle sıkıntı içinde olan ve bakıma gereksinim duyan kişilere, her yaş grubu ve cinsiyetteki bireylere hizmet vermekte.
Şiddet, son yıllarda birçok sektörde olduğu gibi sağlık kurumları ve hastanelerde de toplum huzurunu tehdit eden önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldi.
Şiddet hastanelerde hizmet veren hekim, hemşire ve diğer sağlık personelinin yanı sıra hasta ve hasta yakınları için de ciddi bir sorun oluşturmakta.
KOMİSYON RAPORU RAFTA MI?
Sağlık çalışanlarının şiddetin gölgesinde çalışması, Türkiye'de uzun yıllardır gündemde olan önemli bir sorun. Sağlık çalışanları, her gün fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor. Bu durum, sadece sağlık çalışanlarının değil, tüm toplumun sağlığını olumsuz etkiliyor.
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili ve Halk Sağlığı Profesörü Dr. Kayıhan Pala tarafından Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na verilen son soru önergesi, bu sorunun boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.
2013 yılında hazırlanan TBMM Meclis Araştırması Komisyonu Raporu'nda, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek için 66 maddelik kapsamlı bir öneriler listesi sunulmuştu. Pala, bu önerilerin büyük bir bölümünün uygulanmadığını ve sağlıkta şiddetin önemli bir sorun olarak devam ettiğini belirtiyor.
CHP’li Pala’nın Sağlık Bakanı Memişoğlu’na yönelttiği soru önergesinde, beyaz kod verilerinin yıllara göre dağılımı, hukuki süreçlerin sonuçları ve bakanlığın eylem planı gibi kritik konulara dikkat çekilmesi, sorunun boyutlarını daha net ortaya koyuyor. Özellikle beyaz kod verilerinin açıklanmaması, sağlık çalışanlarının maruz kaldığı şiddetin gerçek boyutlarının tam olarak anlaşılmasını engelliyor.
ÖNERİLER NEDEN UYGULANMADI?
Pala, konuyla ilgili ikinci kez soru önergesi verdiğini ve Bakanlıktan tatmin edici bir yanıt almak istediğini belirtti.CHP’li Pala özellikle beyaz kod verilerinin açıklanmamasını eleştirerek, Sağlık Bakanlığı'nın şeffaflıktan uzak bir tutum sergilediğini ifade etti.
Soru önergesi ile, 2013 yılından bu yana beyaz kod sayılarının yıllara göre dağılımı, şiddetin türleri, hukuki süreçlerin sonuçları gibi detaylı bilgilere ulaşmak istediğini belirten Pala, açıklamasının devamında“Komisyonun;örgütsel, kurumsal, toplumsal ve çevresel faktörlere yönelik önerileriyle birlikte, tarafların etkileşimleri ve iletişimlerine yönelik çözüm önerilerini de içeren rapor, sağlık sisteminde köklü değişimler için önemli bir adım olabilirdi. Ancak açıkça görülüyor ki bu önerilerin çok büyük bir kısmı maalesef rafta kalmış” dedi.
Sağlık çalışanlarının güvenliği, toplumun sağlığı için de büyük önem taşıyor. Sağlıkta şiddeti önlemek için ivedi olarak somut adımlar atılması gerekiyor.
‘Bİ KEREDEN BİRŞEY OLMAZ’ DEDİLER
Dr. Mehtap Gürbüz Aslan AHEF(Aile Hekimleri Federasyonu) 2. Başkanı olarak görev yaptığı dönemde sorunu defalarca gündeme getirdi ancak fazla yol alamadı. Yayımladığı bültende saldırıya maruz kalan sağlık çalışanlarının yaşadıklarına yer verdi. İşte bunlardan bir kaçı :
‘Sevgili meslektaşlarımıza ve ilgili ilgisiz herkese seslenmek istiyorum. İki aile hekimi arkadaşımız, yine yeniden bir daha şiddet gördü.
İstanbul Ümraniye'de görev yapmakta olan Dr. Yusuf İzzettin Güven, özel bir hastaneye yazdırdığı ilaçlarını reçetelendirmek isteyen bir hastanın saldırısına uğradı. Küstah bir şekilde meslektaşımızın karşısına dikilen 50 yaşlarındaki bu kişi, elindeki şemsiye ile doktora beye saldırdı. Şemsiyenin gözüne girmesini son anda engelleyen meslektaşımız, üst üste darbeler aldı. Saldırgan yakalandı fakat savcılık "BİR DAHA YAPARSA TUTUKLARIZ" diyerek serbest bıraktı. Meslektaşımız şikayetçi oldu. AHEF olarak, avukatlarımız ve hukuk komisyonumuz aracılığıyla konunun takipçisi olmayı sürdürecek, saldırganın gereken cezayı alması için gerekli girişimleri yapacağız.
Yönetim Kurulu üyelerimizden Uzm. Dr. Erkut Coşkun, ehliyet raporu almak isteyen bir kişinin sözlü saldırısına uğradı. Aslında Coşkun, hastaya gerekli açıklamayı yapıp sevk etmişti ama hasta yarım saat sonra geri geldi. "Bu raporu sen vermeliymişsin, başka doktorlar veriyormuş" cümlesiyle başlayan ve ardından tehditlerle süren konuşmalar neticesinde, meslektaşımız beyaz kod verdi. Bu noktada hasta kadar, hastayı yanlış bilgiyle aile hekimine karşı kışkırtan meslektaşlarımızın da hatalı olduğunu not düşmek isterim.
Bir süre önce ben de sözlü bir şiddete uğradım. Olayın peşini bırakmadım ve şikayetçi oldum. Dava sonuçlandı. Bana hakaret ve tehditte bulunan 75 yaşındaki hasta para cezasına çarptırıldı. Sözlü bir hakarete 9000 TL ile 7 yıl ceza aldı. Ceza 5 yıl ertelendi. ‘Bi kereden bir şey olmaz’ dendi yine.
Fiziksel acı geçiyor elbet. Duyulan sözler unutuluyor belki. Ama içimizdeki o acı kalıcı oluyor. Bazen öyle büyüyor ki, işimize, hastalarımıza duyduğumuz sevgiyi zedelemeye başlıyor.
Şimdiye kadar, "Sağlıkta Şiddet Yasası Çıksın" dedik dedik duyan olmadı. Şimdi diyorum ki, mevcut yasalar uygulansın. Bir HAKİME, bir SAVCIYA yönelik şiddete ne ceza veriliyorsa, sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan kişilere de aynı şekilde ceza verilsin. Sayın savcılar, EMPATİ yapın istiyoruz
Biliyorum ki, birçoğunuz benzer sözleri duymaktan bıktınız. Ama birlik olursak, beraber olursak, gücümüzü gösterirsek, bu şiddeti de durduracağız.’
Sağlık çalışanları artık kınama konuşmaları değil sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik politikaların uygulamaya geçirilmesini istiyor ve bekliyor.
Sözün özü: Sorun ancak birlikte davranmakla aşılır.