Ercan AKYILDIZ
Hani halk arasında derler ya;
“Suya kıymet vermeyene denizi versen yetmez…”
İnsan bazen düşünüyor. Kimi var elindekine burun kıvırır, kimi var elindekinin yarısını paylaşır. Demek ki mesele cebin doluluğu değil, gönlün büyüklüğü.
Bir de şu vardır bu memlekette;
“Bazı insanlar ilaç gibidir…”
İşte bugün tam da böyle örnek bir insandan söz edeceğim.
Adı: Selahattin Turan.
Türkiye Bulanıklılar Eğitim Kültür Sevgi ve Yardımlaşma Derneği’nin başında yıllardır koşturur durur. Bursa’nın neresinde bir garip, bir yoksul, bir darda kalmış varsa, Selahattin abi oradadır.
Öyle reklamla, şovla işi yok. Fotoğraf çektireyim, sosyal medyada paylaşayım, üç beğeni alayım derdinde hiç olmadı. Hatta bazen bakıyoruz, sırtında kömür çuvalı taşıyor. Kimi zaman bir engelli vatandaşın kapısında, kimi zaman bir ihtiyaç sahibinin derdine koşarken.
Uzun yıllardır tanırım. Çok kez yazmak istedim, bugüne nasipmiş.
Geçtiğimiz günlerde yine Bursa’da düzenlenen engelli araç dağıtım töreninde karşımıza çıktı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan, yaptığı yardımlarla sosyal medyada da gönüllere dokunan polis memuru Mustafa Şahin’le birlikte güzel bir organizasyon gerçekleşti.
Tam 80 engelli aracı ihtiyaç sahiplerine teslim edildi.
40’ı akülü, 40’ı manuel.
Dile kolay…
Bir düşünün;
40 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonrası yürümekte zorlanan bir vatandaş…
Doğuştan engelli bir genç…
Belki yıllardır dört duvar arasında hayata küsmüş insanlar…
O gün hepsinin yüzü güldü.
Selahattin Turan bugüne kadar tam 1090 engelli aracı dağıtmış.
Bakın bu rakam öyle kuru bir sayı değil. Her biri bir hayat, bir dua, bir annenin gözyaşı, bir babanın iç çekişi, bir çocuğun ilk kez sokağa özgürce çıkabilmesi demek.
Selahattin Turan diyor ki:
“Hepimiz birer engelli adayıyız düşüncesiyle durmadan, yorulmadan engelli yürekleri sevindirmeye devam ediyoruz.”
Sonra bir söz daha ediyor ki, insanın aklına çivi gibi çakılıyor:
“İnsanlara faydalı olmayanı ölülerden say gitsin…”
Ne ağır laf…
Ama ne kadar doğru.
Şimdi soruyorum size…
Mutluluk nedir?
Bir evsize sorarsın; “Evim olsa mutlu olurum” der.
Çocuğu olmayana sorarsın; “Bir evladım olsa dünyalar benim olur” der.
İşsize sorarsın; “Bir maaşım olsun yeter” der.
Parasızı dinlersin; “Biraz param olsa rahat ederim” der.
Peki sağlığı olmayana sorunca ne der biliyor musunuz?
“Sağlığım yerinde olsun, başka bir şey istemem…”
İşte hayatın özeti burada.
Para, pul, makam, koltuk…
Hepsi hikâye.
Sağlık olmayınca gerisi teferruat.
Belki de Selahattin Turan’ın yıllardır yaptığı işin sırrı burada.
Adam mutluluğu almada değil, vermede bulmuş.
Bizim buralarda bir söz vardır:
“İyilik yapanın ayağına taş değmez.”
Allah böyle güzel insanların eksikliğini göstermesin.
Çünkü vallahi bu memlekette bazı insanlar gerçekten ilaç gibi…
Selahattin Turan da onlardan biri.