Ercan AKYILDIZ
Siyasetin gölgesinde bir bayram daha geçti. Ama doğrusu bu kez gölge biraz uzun düştü. Özellikle CHP'de yaşananlar, bayram ziyaretlerinden çok eski Türk filmlerindeki miras kavgasını andırıyordu.
Normalde bayramlar küslüklerin bittiği, insanların birbirine sarıldığı günlerdir. CHP'de ise tam tersi oldu. Ankara'da iki ayrı bayramlaşma, iki ayrı grup, iki ayrı fotoğraf... İnsan uzaktan bakınca "CHP şimdiden ikiye bölündü?" algısı hafızalarda yerini almaya başladı.
Bursa'da yaşananlar da cabası...
Bayramlaşma törenlerinde öfke tavan yaptı. Pankartlar açıldı, mesajlar verildi, isimler hedef tahtasına konuldu. CHP Genel Başkanlık koltuğuna yeniden oturan Kemal Kılıçdaroğlu ve Orhan Sarıbal'a yönelik sert eleştiriler havada uçuştu. Öyle ifadeler kullanıldı ki, bayram şekeri yerine acı biber ikram edilmiş gibiydi.
Oysa öfke rüzgâr gibidir...
Bir süre eser, sonra diner.
Ama işte o sırada birçok dalı da kırıp geçer.
Şimdi CHP'nin tam da böyle bir dönemden geçtiği görülüyor. Taraflar arasındaki köprüler yıkılmış, sözler söylenmiş, hesaplar açılmış durumda. Partideki ayrışma artık kulislerde konuşulan bir konu olmaktan çıktı, herkesin gördüğü bir tabloya dönüştü.
Ankara kulislerinde konuşulanlara bakılırsa, Kemal Kılıçdaroğlu yeniden direksiyona geçmiş durumda. MYK toplantıları, yeni görevlendirmeler, olası tasarruflar derken parti içerisinde hareketli günlerin yaşanacağı konuşuluyor. Kimilerine göre bazı isimler tasfiye edilecek, kimilerine göre ise teşkilatlarda kapsamlı değişiklikler yapılacak.
Bursa cephesinde de gözler il yönetimine çevrilmiş durumda. "Kim gider, kim gelir?" sorusu çay ocaklarından parti koridorlarına kadar her yerde konuşuluyor. Siyasetin en sevdiği oyunlardan biri de budur zaten; koltuk boşalmadan yeni oturacak kişinin ismi ortaya çıkar.
Bugünlerde Bursa siyasetinde de tam olarak bu yaşanıyor.
Birileri bavulları toplamaya başladı deniyor, birileri ise perdeleri ölçmeye...
Henüz resmi karar yok ama dedikodu kazanı fokur fokur kaynıyor.
Turgut Özkan ismi kulislerde sıkça dillendiriliyor. Yarın başka bir isim de çıkabilir. Çünkü siyasette 24 saat uzun zamandır, bir haftaysa adeta bir çağdır.
İşin en ilginç tarafı ise şu:
CHP'liler bugünlerde rakip partilerle değil, birbirleriyle mücadele ediyor görüntüsü veriyor. Vatandaş ise dışarıdan izleyip şu soruyu soruyor:
"Arkadaş, siz daha kendi aranızda anlaşamıyorsunuz, memleketi nasıl yöneteceksiniz?"
Belki de CHP'nin önündeki en büyük sorun tam olarak budur. Kazanmak için önce birleşmek gerekir. Birleşmek için de önce aynı masaya oturmak...
Şimdilik masalar ayrı, çaylar ayrı, bayramlaşmalar ayrı.
Ama siyasetin meşhur sözüne kulak verelim:
Dün dündür, bugün bugündür.
Yarın ne olur?
İşte onu da Ankara'daki kulisçiler bile kesin olarak bilmiyor.
Biz şimdilik bekleyip görelim..