Ercan AKYILDIZ
“Halden anlayan seni bulmadıkça, bulduğun her şey seni halsiz bırakır.” ifadeleri sıkça kullanılır bizim memlekette..
Ne güzel söz… Ama bizim meslekte iş biraz farklı. Eğer telefonun susmuyorsa, gece yarısı bile belge bilgi yağıyorsa, yazdığın yazılar sokakta, belediye koridorlarında fısıltıyla okunuyorsa, işte o zaman keyfin yerindedir. Benim de bu aralar keyfim çok yerinde… Allah düşmanımın başına vermesin!
Geçtiğimiz günlerde kaleme aldığım yazıda Büyükşehir Belediyesi’nde işlerin kaplumbağa hızında ilerlemesinin yaratacağı sıkıntılardan bahsetmiştim... Şimdi anlaşılıyor ki mesele sadece yavaşlık değilmiş, belediyede resmen “inşaat, dedikodu, siyasi satranç” karışımı bir dönemin hazırlığı yapılıyor.
Bakın şimdi sıkı durun…
Bundan yaklaşık iki yıl önce Mustafa Bozbey koltuğa oturur oturmaz kulağına bir fısıltı gidince harekete geçmiş...“Başkanım burada dinleme cihazı olabilir…”
Bu memlekette şüphe bir düştü mü insanın içine, geçmiş olsun!
Bozbey de hemen talimat vermiş: “Boşaltın 8’inci katı!”
Sonrası tam eski Yeşilçam filmi…
Parkeler sökülmüş, Masalar çıkarılmış, Koltuklar indirilmiş, Elektrik prizleri sökülmüş. Cam çerçeveye kadar her şey elden geçmiş…
Kısacası belediyenin 8’inci katında “böcek avı”na çıkılmış.
Ama o gün bugün inşaat hala bitmedi! Yani Belediyenin 8'inci katı kapalı.
Öyle ki Rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla Mustafa Bozbey tutuklanınca özel tasarımla hazırlanan o meşhur makam odasına oturmak kendisine nasip olmadı. Siyaset bazen böyledir… İnsan koltuğu hazırlıyor ama kader başka birine nasip ediyor.
Şimdi belediyede Bozbey döneminin izleri de birer birer siliniyor. Bir çok yerden “Gülümseyin Bursa’dasınız” yazıları kaldırılıyor. Kim bilir… Belki de cezaevinde kendi kendine mırıldanıyordur; "Lakin benim gülüşüne de haciz konuldu"
Diğer tarafta belediye çalışanlarının psikolojisi tam “Survivor All Star” kıvamında…
Net rakamı bilmiyorum ama yaklaşık 15 bin personelin olduğu konuşuluyor. Bir kısmı “sistem devam etsin” diye temkinli hareket ediyor, diğer kısmı ise “bizim başımıza ne gelecek?” diye birbirine bakıyor.
Öyle bir atmosfer düşünün ki bazı yöneticiler imza atmaktan korkuyor. Müdür düşünüyor; “Bu evrağı bugün imzalarsam yarın bir sıkıntı yaşarmıyım?”
Daire başkanı düşünüyor; “Ben burada kalacak mıyım, yoksa Merinos’a mı gönderileceğim?”
Zaten belediyede şu sıralar en popüler rota Kent Meydanı değil, Merinos olmuş durumda!
CHP döneminde bazı isimler Merinos’a gönderilmişti…
Şimdi tablo tersine döndü. Bu kez görevden alınan başka daire başkanları aynı binada karşılıklı oturmaya başladı..
Hayat işte…
Derler ya; “Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince karıncalar balıkları…”
Şu an belediyede yine tahmini 20’nin üzerinde daire başkanının “altın günündeki misafir” gibi beklediği konuşuluyor. Maaş var, makam yok…
Yani anlayacağınız belediyede yeni bir branş doğmuş; “Bankamatik yöneticiliği.”
Bir de vekaleten atananlar meselesi var…
Bazılarının süreleri bu ay doluyor. Eğer asaleten atanırlarsa ömür boyu o maaş devam edecek. Kimsenin cebinde gözümüz yok ama mesele milletin parasıysa orada durup düşünmek lazım.
İşte tam burada herkesin sorduğu soru ise şu; “Madem böyleydi, strateji daire Başkanlığında oturan Derya Özgök neden bir gün kala görevden alındı?”
Şimdi Merinos’ta beklediği konuşuluyor. Ama kulis bilgisine göre iş yargıya taşınmış. Belediye koridorlarında da bunun esprisi dönüyor:
“Merinos Spor Kulübü kuruldu!”
Sağ açık var… Sol açık var… Orta saha zaten dolu!
Belki de Derya Hanım da kendi kendine Che Guevara’nın sözünü tekrar ediyordur; “Hiçbir şey yolunda gitmedi ama hiçbir şey de beni yolumdan etmedi.”
Şimdi gözler Şahin Başkan’da…
Allah için konuşalım, mücadele ediyor. Brifing üstüne brifing alıyor. Yatırımları inceliyor. Kim kalacak, kim gidecek hesabı yapıyor. Ama siyasette bazen geç kalan, oyunda geriye düşer.
Buradan AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan’a da yine küçük bir hatırlatma yapalım…
Siyasette boşluk affedilmez. Siz karar vermekte gecikirseniz, kulis kendi liderini üretmeye başlar. Ankara’daki toplantıyı bekliyor olabilir ama Bursa siyasetinde her geçen gün yeni bir “muhalif cephe” oluşuyor.
Çünkü siyasetin en acı sözlerinden biri şudur; “Mücadelenizde yalnız kalmışsanız, insanların sizden alacakları bir şey kalmamış demektir.”
Nihayetinde siyaset kırılgan bir yapıya sahiptir. Bir insanın ağaca çıkarken kırdığın dalın kıymetini, inmeye çalışırken anladığın gibi..
Bursa siyasetinde şimdi herkes o dala baka baka inmeye çalışıyor…
Bilmem anlatabildim mi?