Memur ve emeklilerin zam oranlarını belirleyen torba yasanın meclisten geçmesiyle en büyük hayal kırıklığını emekliler yaşadı.
Emeklilere uygulanacak yüzde 25'lik zam oranı kimseyi tatmin etmedi.
Şikayetler artarak devam ediyor..
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Bu oran yersiz. Arttırılmalıdır” çağrıları da cevapsız kalınca dedikodular da gündemi meşgul etmeye başladı.
İktidar kanadı bu dedikodulardan rahatsız olabilir.
Ama bir gerçek var ki göz ardı edilemez.
Daha önce aylık 7 bin 500 tl ile hayatını idame etmeye çalışan Emekli bir vatandaşın günde 250 tl ile nasıl yaşayabileceği nin hesabını yapamayanlar, bugün 300 tl ile yaşamasını uygun görüyor.
Bu mümkün mü?
Günlük kazancı 300 Tl olan emekli bir vatandaş ev kirasını mı ödeyecek, çocuklarının eğitim masraflarını mı karşılayacak?
Ya da elektrik, su, doğalgaz faturalarını mı ödeyecek?
Artan enflasyon altında ezilen emeklileri verilecek üç kuruşun bütçeye getireceği yükün hesabını yapanlar, kamudaki saltanatı (savurganlığı) göz ardı etmesinin kabul edilir bir tarafı yok..
Bugün emeklilerin serzenişinden rahatsız olanların, kamudaki savurganlıktan habersiz olması da abesle iştigaldir..
Nüfusu 3 milyonun üzerinde olan Bursa’da bile tapınacak hale getirilen para uğruna tüm ahlaki değerleri göz ardı edip, ardından ahlak nutukları atanların, bir sonraki adımda siyaset yapmaya kalkmasını da doğru bulmuyorum..
Kimse gözünü açıp da, binlerce kişinin umut bağladığı, ortak olduğu bir kurumun kimler tarafından çiftlik olarak kullanıldığına bakıyor mu? (Kurumların zarar görmesinin önüne geçmek için şimdilik isim açıklamayalım)
Senin devlete trilyonlara varan borcunu sildirmek için hatırlı kişileri, milletvekillerini araya sokup, bunu büyük bir başarıymış gibi halka sunacaksın. Sonra da ekranlara çıkıp “Kurum büyüyor. Kapasitemizi artırıyoruz” diye naralar atacaksın…
Tabii bunları söylerken bir şeyi atladığının farkında olmayacaksın. O da kurumla birlikte “Bende büyüdüm. Her ne kadar cılız görünsem de göbeğim büyüdü” deme erdemliğini göstermeyeceksin.
Tüm bunlar bir kurumun işleyişi ile ilgili değil, bir şekilde ele geçirilen kurumun kendi çıkarları uğruna nasıl kullanılabileceği ile ilgilidir.
Evet tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomik sıkıntılar yaşanıyor…
Sınırsız harcamalara bir yerde dur diyerek tasarruf yapmalıyız..
Şayet bu noktada çözüm “tasarrufsa” önce kamu kurumlarından başlanmalı..
Kamudaki savurganlığı göz ardı edip,emeklileri oruç tutmaya zorlamak hiçbir akılla bağdaşmaz..
Sorumsuz ve hesapsız yöneticilerin, tüyü bitmemiş yetimin hakkı bulunan bu kurumları mahvetmesine, sömürmesine göz yumanlarda en az o kişiler kadar suçludur.
Halk arasında “Fırıldak” olarak adlandırılan bu kişilere sahip çıkılırsa yeni yeni “fırıldaklar” yaratmış oluruz.
Önümüzde yerel seçimler var..
13 milyon civarında emekli oy kullanacak.
Kamudaki harcama yüzsüzlüğü devam ettiği sürece, bahaneler geçerli akçe değildir.
Ahlaki değerler “Yozlaşıyorsa” bunun sorumlusu da emekliler değildir.
Onlarında yaşama hakkı var..
Onlar da bir ömür tükettiler bu ülkede…
Muhalefet zaten yok hükmünde.. Şimdi gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’da..
Acil çözüm!
Bizden söylemesi..
Emeklilere gelince mi tasarruf
Memur ve emeklilerin zam oranlarını belirleyen torba yasanın meclisten geçmesiyle en büyük hayal kırıklığını emekliler yaşadı. Emeklilere uygulanacak yüzde 25'lik zam oranı kimseyi tatmin etmedi. Şi
0 yorum
Bu makalaya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.